Yaz aylarında Alaçatı’da ya da Ilıca’da tanışılan kişi “Çeşme’de evim var, bir de işletmem” diyor; sonbahar gelince de İzmir’e dönmüyor, Çeşme’de kalıyor. Bu beyanı sınamak isteyen genellikle adayın ailesidir; soru da basittir: Söylenen ev onun mu, iş gerçekten var mı, kışın nerede yaşıyor. Evlilik öncesi araştırma bu üç soruya yerde bakar; adayın ailesi, inancı ve geçmişi hakkında soru almaz.
Ev beyanı: “Çeşme’de evim var”
Çeşme’de bu cümlenin dört ayrı anlamı olabilir: Tapusu adayın üzerinde olan bir ev, ailesine ait olup yazın kullanılan bir yazlık, sezon için kiralanmış bir daire ya da bir arkadaşın verdiği anahtar. Dördü de “evim var” diye anlatılır. Tapu sorgusu bu çalışmada yoktur; ama evin bulunduğu mahalle, o mahallede kışın oturan olup olmadığı, evin ilan sitelerinde kiralık görünüp görünmediği dışarıdan öğrenilebilen şeylerdir. Şifne’deki bir ev kasım ayında boşsa bu olağandır; Reisdere’deki bir ev yıl boyu kapalıysa “burada yaşıyorum” cümlesi zayıflar.
Alaçatı’da verilen adreslerde ayrıca bir ad sorunu var: “Hacımemiş’te evim var” cümlesi bir semti anlatır, resmî adres Alaçatı Mahallesi’dir; “Alaçatı Sitesi” diye anılan yerler başka illerde de bulunur. Adayın söylediği adresin hangi mahalleye düştüğünü ilçeler sayfasındaki kutuya yazarak hemen görebilirsiniz.
İş beyanı: işletme mi, sezonluk iş mi
Çeşme’de “işletmem var” ile “sezonda çalışıyorum” arasındaki fark ekim ayında ortaya çıkar. İşletme sahibi olduğunu söyleyen adayın gösterdiği yerin kapısına bakılır: Sezon dışında açık mı, adayın orada bulunduğu görülüyor mu. Bunlar herkesin geçtiği caddeden görülür. İşletmenin cirosu, ortaklık payı ve borcu bu çalışmanın konusu olamaz; o bilgiler caddeden anlaşılmaz, bizim sorgulayabileceğimiz bir kayıt da değildir.
Sezonluk işte çalıştığını söyleyen aday için ölçü daha yalındır: O işletmede görülüyor mu, sezon kapanınca nerede çalıştığını size söylüyor ve o adreste görülüyor mu. Bu ikisi birkaç günlük bir gözlemle cevaplanır ve çoğu ailenin asıl sorusu da budur.
Kışın nerede yaşadığı
Çeşme’nin nüfusu yazın katlanır, kış gelince pek çok ev boş kalır. Yazın tanışılan kişinin kışın da Çeşme’de yaşadığını söylemesi ile fiilen yaşaması ayrı şeylerdir ve bu fark nikâhtan sonra ortaya çıktığında geç kalınmış olur. Adayın kış adresi olarak gösterdiği yere, sezon dışında, birkaç ayrı günde bakılır. Ev gözlenmez; yani kapının önünde saatlerce beklenmez, içeri girilmez, komşuya soru sorulmaz. Bakılan şey, o adreste o mevsimde yaşam belirtisi olup olmadığıdır.
Raporda ne bulursunuz
Üç beyanın her biri için iki satır vardır: beyan ve yerde görülen. Uyuşan beyan uyuştu diye geçer; uyuşmayan beyan için neyin görülmediği açıkça yazılır, “yalan söylüyor” denmez, çünkü görülmeyen şeyin başka bir açıklaması olabilir. Nüfus, tapu ve banka kayıtları bu raporda yoktur; adayın önceki evliliği, borcu ve sağlık durumu da yoktur. Bu sınır size görüşmede, iş başlamadan söylenir.
Görüşmede adayın size tam olarak ne söylediğini, hangi mahallede hangi evden ve hangi iş yerinden söz ettiğini sorarız. Beyan ne kadar somutsa gözlem o kadar kısa sürer; “Çeşme’de bir yerlerde evi varmış” cümlesiyle başlayan bir iş ise önce adresin bulunmasını gerektirir ve bu, ayrı bir çalışma olarak konuşulur.
Nikâhtan önce sorulanlar
Tapusunu istemek istemiyorum; evin ona ait olup olmadığı başka türlü anlaşılır mı?
Kesin cevap tapudadır ve tapu sorgusu bu çalışmanın dışında kalır. Yine de bir ev hakkında dışarıdan epey şey görülür: Adayın gösterdiği adreste sahiden bir ev var mı, o ev ilan sitelerinde kiralık görünüyor mu, kışın orada oturan var mı, posta kutusunda ve kapıda hangi ad duruyor. Bu bilgiler tapunun yerini tutmaz, ama beyanın tutarlı olup olmadığını size gösterir.
Yurt dışında da işi olduğunu söylüyor; ona da bakılır mı?
Yurt dışı için saha sözü vermeyiz; yalnızca adayın Çeşme’de, Urla’da ya da Karaburun’da gösterdiği iş yeri ve ev için çalışırız. Yurt dışı beyanı raporda “doğrulanmadı” diye değil, “saha dışı” diye geçer; ikisi farklı şeydir.